Güvercin

Ana Sayfa | Rastgele Konu | En Çok Okunanlar | Yeni Eklenenler | Makale Gönder

 Kategoriler

   Güvercin Bakimi
   Güvercin Genetigi
   Güvercin Hastaliklari
   Güvercin Irklari
   Güvercin Resimleri
   Güvercin Videolari
   Güvercin Yetistiriciligi
   Kuslar
   Ülkemizde Güvercinler
 

Kanatlarin Esareti

Çocuklugumdan beri, bir çok kez istemis olmama ragmen yollarimizin bir türlü kesisemedigi,  hayatimin bir parçasi olan, özgürlük savasçisi, uçan ve taklalar atan bir güvercin görsem, onlarla uçtugum, onlarla büyüdügüm  zamanlari özlüyorum. Çocuklugumda defalarca bulutlarda beraber uçtugumuz, bazen damlarda arkadaslik ettigimiz, bazen de  deli rüzgarlarda savruldugumuz güvercinlerle bulusmak için öncelerde  Inönü Stadinin bitisiginde bulunan,  günümüzde Ulus Bentderesi mevkiinde kuruldugunu duydugum  kus pazarina gitmek için bir gün  hazirlandim. 

Kus pazarini zar zor bulduktan sonra, içeri girmek için davraniyorum, ama girisin bir ücret karsiligi oldugunu ögrenince de çok sasiriyorum. Kus pazarinin bu kadar küçük bir alana sigdirilmis olmasi beni üzüyor. Içerisi çok kalabalik, gürültülü ve sicak. Özgür arkadaslarimin da bu konudan rahatsiz olduklarini anlamam çok uzun sürmüyor. Gözlerindeki o korku ve stresi anlamamak mümkün degil. Ilk önce uzaktan izledigim ve yaklastikça güzellikleri artan güvercinlerini görünce, kendimi tutamiyor ve bir saticinin yanina yaklasiyorum. Merhabalastiktan sonra, cinslerinin ne oldugunu sormaktan kendimi alamiyorum. Satici “Sebap” diyor ve anlatmaya basliyor “Bu kuslar seffaf, masa kusu, bunun güzelligi burada, bunu alacaksin isleyeceksin, bunun bir alternatifi yoktur. Buna takla atiyor mu diye kimse sormaz. Bunun gözüyle, burnuyla oynanmamali, rengiyle de hiç oynanmamasi gerekir, kürenk kusun bulunmasi çok zor...”

Saticinin anlattiklari içinde dikkatimi çeken bir kelime var MASA KUSU. Merakli gözlerle, birazda muziplik olsun dercesine, bu kuslarin kaç saat uçtuklarini, nasil takla attiklarini soruyorum. Cevap gecikmiyor: “bu kuslari uçurmayacaksin, bunlarin takla atani da çikar, atmayani da. Bunlar masa kusu. Bunlarin kanatlarini keseceksin ve yerde gezecekler”.

Içim burkuluyor. Çocukken beraber uçtugum, güzel arkadasliklara kanat açtigim güvercinler bunlar olmasa gerek diyorum kendi kendime. Ama içimdeki merak artarak  sormaya devam ediyorum: “Neden kuslar uçmasin ki?” Yine cevap gecikmiyor: “Uçan ve takla atan güvercinler üzerindeki tehditler gün geçtikçe bir çig gibi büyüyor. Hirsizlik vakalari, sehir hayatindan kaynakli ve gün geçtikçe azalan uçurum yerleri, sayilari gitgide artan ve sehir hayatina adapte olabilen yirtici kuslar...”

Saticinin bana söylediklerini isittikçe ruhumun daraldigini ve bir daha uçamayacagim korkusunun içime dogdugunu hissediyorum. Saticinin yanindan biraz uzaklastiktan sonra, kendi kendime düsünmeye basliyorum. Oysaki yüzyillardan beri uçmaya ve uçurmaya merakli insan oglunun, uçabilen bir yaratigi neden tutsak etmek istedigini anlayamiyorum ve aklima bir Türk bilgini olan Hazarfen Ahmet Çelebi geliyor. Özellikle hava akimlarini ve kuslarin uçusunu inceleyerek, yine bir Türk bilgini olan Imam Cevherinin çalismalarini gelistiren ve büyük riskleri alarak Galata köprüsünden kendini asagiya birakan ve uçarak Üsküdar semtinde Dogancilar Meydanina inen o muhtesem Türkü de hatirliyorum birden. Bilgilerimi biraz daha sinadikça, Sarayburnunda Hazarfen Ahmet Çelebi’yi izleyen  ve deneyin basariyla sonuçlandigini gören IV Murat’in onunla ilk önce yakindan ilgilendigini, hatta Evliya Çelebiye göre bir kese altinla sevindirdikten sonra “Bu adem pek havf edilecek bir ademdir, her ne murad ederse elinden gelür, böyle kimselerin bakaasi caiz degildir” diyerek bu derece bilgili ve zeki birisini Cezayir’e sürgün etmesi ve Hazarfen Ahmet Çelebinin o sürgünde ölmesi, hala tarihten toplum olarak bir ders almadigimizi düsündürüyor. 

Saticinin birer-birer siraladigi diger tehditleri de ögrendikten sonra, “Bu uçma özgürlükleri elinden alinmis masa kuslari taklaci oyun kuslarini daha mi az tehdit ediyorlar?” diye kendime soruyorum. Aslinda beni süphelendiren bir durumda, bu güvercin saticisinin verdigi pratik ve kivrak cevaplar. Kafama takilan ve ticari bir rant elde etmek isteyen bir kisi kimligine bürünerek  yaklasiyorum saticinin yanina ve “Kusura bakma bir iki soru daha sormak istiyorum.” diyorum saticiya. O da “peki” dercesine kafasini salliyor.

“Ben ticaret erbabiyim, peki bu kuslardan bir çift senden alsam, gelecek seneye iyi bir paraya bunlari satabilirmiyim?” diye soruyorum. “Tabiki bu kuslar her zaman degerlidir” diye cevap veriyor bana.

Devam ediyorum sorularima biraz daha aydinlanmak ve saticiyi denemek için; “Ama ben bir duyum aldim,her sene bu kuslarin modasi degistirilirmis ve gelecek sene çift tepe beyazlar moda olacakmis. O zaman bu kuslarin degeri düsmez mi?”

“Hayir. Olur mu?” diye terslercesine cevap veren, lafi degistirmeye çalisan satici bana güven vermiyor, yanindan bazi sorularin cevabini almis olarak ayriliyorum. Aslinda istedigim cevaplari almis olmamla beraber bu cevaplarin dogrulugunu teyit etmek istercesine iki taklaci güvercin saticisinin yanina daha yaklasiyorum ve merhabalastiktan sonra muhabbete basliyoruz. Lakabinin Tatar Ramazan oldugunu ögrendigim saticiya soruyorum; “Sebap güvercinler hakkinda ne düsünüyorsun?” Seytani bir gülücügün ardindan “ Bu kuslarin kasini, gözünü, paçasini seviyor ve besliyorsan eyvallah, sayet çogaltip para kazanayim gibi bir düsüncen varsa sunu kulagina küpe yap.    Birileri bu kuslari, siz para kazanasiniz diye tespit etmiyor ve revaçta tutmuyor. Bu senenin modasini, seneye para ettiremezsin” diyor ve ekliyor “Aslinda biliyor musun bu rantin pesinde olanlarin tamamina yakini, birer taklaci oyun kusu meraklisi”

Yillar önce bir dost meclisinde, sohbetlerine kulak misafiri  oldugum, Taklaci oyun kuslari yetistiriciliginin duayenleri olmus, herkesçe çok sevilen, isimleri her zaman rahmetle anilan Tenekeci Saim  ustanin, Elektrikçi Seref agabeyin ve Kulüpçü Avni dayinin bir fikir teatisi  aklima geliyor. Usta “Bir gün gelecek bu kuslar uçmamaya baslayacak, insanlar tavuk gibi kuslari yerde besleyecekler. Bu kuslari uçurma mesakkatini gösteremeyecekler, zorluklardan yilacaklar. Günden güne bilinçsiz yetistiriciler; renk, paça, kas, göz ugruna bu Türk kültürünün nadide parçalarini renk ugruna farkli irk güvercinlerle kirarak oyun performanslarini kaybettirecekler.” diyor. Serefattin Karasu “Kus havada balik tavada, kusçunun iyisi kusunu havada, kötüsü masada uçurur diye bosuna mi demis olacak  büyüklerimiz. Uçmayan kus masada güzel olsa ne olmasa ne. Yerdeki kus ne kadar güzel olursa olsun, zaman içerisinde gözde eskir. Oysa iyi bir oyun kusu gözde eskir mi,  unutulur mu?” diye ilave ediyor. Ardindan Kulüpçü Avni dayi “ Yerdeki kusa bakarak ne kadar zaman geçirebilirsiniz,  kaç bardak çay içebilirsiniz. Yerdeki kusa bak-bak  kanat ayni kanat, paça ayni paça. Oysa  iyi oynayan bir kus izlerken demlikler biter farkina bile varamazsiniz. O kusun yaptigi her hareket ayri bir heyecan, attigi her takla bir yürek çirpintisidir. Desenize yeni nesil  esinin  dostunun  kuslarini uçururken göremeyecek, altinda bir bardak çay içip sohbetler yapamayacak. Desenize, artik birbirlerine kuslarini kutu içerisinde kahvehanelerde gösterecekler !”

Ustalarimizin  söyledikleri aklima gelince ürperiyorum ve birden aklima Tevrat’ta yer alan Tufan Efsanesindeki gemiden salinan kusun bir güvercin oldugu geliyor.

Alti veya yedi yaslarinda bir Taklaci Oyun güvercini saticisinin yanina yaklasiyorum ve iki tane beyaz güvercin aldiktan sonra, disariya çikiyorum. On metre kadar ilerledikten sonra, çocukken beraber uçtugum güvercinlerle rüzgarda savrulmak için onlari gök yüzüne dogru firlatiyorum. Ask ve Güzellik tanriçasi olarak bilinen ve sembolü Güvercin olan Aphorodite ile tekrar bulusmak umuduyla evime geri dönüyorum.

Tufan ANADOLU

 
 

© 2010 Guvercinler.info Güvercin Makaleleri Her Hakkı Saklıdır

Hayvanlar Alemi
Hayvan Resimleri - Hayvan Videoları - Komik Videolar - Canlı Radyolar - Mercan Dünyası - Rüya Tabirleri - Canlı Tv